Herkes kendine bir yer belirler, oraya ulaşmak için atar ya her adımını. Benim yerim orası. Oraya nasıl geldim bilmiyorum ama, O’nun yanı benim. Benim!
Her şeyi bırakma sebebim, her şeyi bir kenara bırakıp huzur bulma sebebim. Sabaha kadar kalırım yanında, ama onunla uyuyamam ben. Uyursam bağlanırım. Bağlanmaktan çok korkarım. O kadar mutluyum ki, ileri bir adım daha atmaya korkarım bu yüzden. O kadar güzel ki, daha fazlasını görmek istemem. Görmedim yani daha önce hiç. Yüzleşmekten korkmam bu yüzden. Ne yapacağımı bilemem. Duygulara güvenmem. Mantık iyi. Sağlam kalırsa. Hesap yapmak önemli. Aşkın da bir matematiği var neticede. Var dimi?
“Her şeye çok güzel diyorsun” diyorlar. Derler tabi. Her şey o kadar güzel ki, saklayamıyorum anlık optimistliklerimi. Onun yanında geçirdiğim her an güzel. Birlikte dinlediğimiz her müzik, hazırladığımız salata, yediğimiz yemek, yaptığımız kuş evi ne kadar basit de dursa bence en güzel. Ya onunla yaşadığım her an yazılmaya ne kadar değerse, bir o kadar kelimelere sığmayacak kadar güzel!
Öyle güzel ki elleri, daha fazla dokunmasın istiyorum bazen. Yine korkumdan. Engellemeye çalışıyorum da anlamıyor bazen. Sesi o kadar güzel geliyor ki, bana anca susmak düşer. Susup dinlemek. Çok da dinlememek gerek gerçi. Sonra alışkanlık yapar. Duymasam özlerim, özlemeyeyim n’olur. O çok acı olur. Orada dur. N’olur bağlanmayayım adam sana, n’olur bir şeyler yap da haddimi bileyim azcık!
Hakettiğin ben değilim…*
Daha saf biri gerek sana. Ben senle olamam, hoş, bu da ben değilim ya. Kendimde değilim bu ara. Ben kimseyle bu kadar karışmadım, hiç bir adım sonrasını tahmin edemediğim olmadı. Şimdi bağlanmaktan korkuyorum. Bağlanmak ya! Sana bağlanmaktan korkan birinden çok daha iyisi gerek…
Uyuyorum, bi’ uyanıyorum sabahın bir vakti. Yanımda. Mışıl mışıl uyuyor. Düşünüyorum yatakta durmuş onu seyrederken. Nasıl bir insan, sırf birinin yanında uyandığına bu kadar mutlu olur? Bu çok saçma değil mi? Görüyorsun, horul horul uyuyor adam. Ama sen ondan fazlasını, mutlu olacak yüzlerce sebebi görüyorsun o resimde. Bu neyin kafası arkadaş? Hop! Kaç romantik/dram ezberledin de bu raddeye geldin?
O nerede acaba. O neler geçiriyor kim bilir aklından. O anda rüyasında kim bilir neler görüyor… İşte ben bunları düşünürken otokontrolüm devreye girdi (aman eksik olmasın), uyandırmadan şöyle bir öptüm usulca ve sessiz sessiz çıktım yola. Kapıyı kapamamla büyülü bir dünyadan gerçekliğe adım atmış gibi oldum. Bir gerçeklik var, bir de o kapının ardındakiler. Orada bir şey var. Yemin ederim var vallahi var! Rüzgar bana bir şeyler anlatmak istiyor herhalde. Ayıltacak illa. Çarp yüzüme be, tüm içtenliğimle çarparım ben de.