1. Sakın gelme.

    Baktım her şey yolunda, yoldan çıktım.

    Böylesi hepsinden güzel dedim,

    kendime yollar yarattım.

    Aydınlanma yaşadım.

    İnsan yalnız kalınca farkındalıkları artarmış.

    Farkındalıkları artınca daha da yalnızlaşırmış.

    Aydınlandıkça içi kararır mı insanın?

    Benimki kapkaranlık oldu.

    Tüm benliğimi değiştirdi o karanlık.

    Biri içimde bir ışık yaksa,

    korkacağı kadar gerçeklik biriktirdim.

    Hepsi acımasız.

    Saf acımasızlıklarım var benim.

    Katıksız.

    Canın acıdıkça acımasızlığın katlanıyormuş.

    O yüzden gelme hiç bana.

    Ya da kapat ışıkları ve görmezden gel.

    Kendi aydınlığını yaşayana kadar… 

     


  2. Oldu mu?

    Yardıma ihtiyacın olduğunda,

    sana sadece kendinin yardım edebileceğini,

    çözümün senden başkasında olmadığını bildiğin oldu mu?

    Yardıma ihtiyacın olduğunu kabullendiğin oldu mu hiç?

    Son zamanlarda sadece kendinle konuştuğunu farkettiğin, peki?

    Çaresiz kaldın mı hiç?

    Annene bile nerde olduğunu soramadığın bir şeyden bahsediyorum,

    Kaybolmadı ya çareler?

    Kalmadı sadece. 

    Öylece kalakaldın farzet.

    Farzet!

    Farzet ki, şarkılar söylemiyorsun artık hiç.

    Resimler çizmiyor,

    saçlarını taramıyorsun.

    Yapılacaklar listen yapamadıklarınla dolmuş,

    Yapmak istediklerin hepten kaybolmuş gibi.

    Oldu mu hiç bu sana?

    Umursamazlaştın mı hiç hayata?

    Yaklaştın mı hiç kaçmaya?

    Küstün mü hiç aynaya?

    Düştün mü hiç boşluğa?

    Yalnız mıyım yoksa?

    Hiç oldu mu bu şimdi?

    Oldu mu hiç sana?

     


  3. Ben aslında yoğum.

    Birini sevip sevmediğini,

    karşına bir başkası çıkınca anlıyormuşsun.

    Anlamak istemiyormuşsun sonra.

    Sevgi önce anlam kaybediyormuş.

    Sıfırlanıyormuş bir anda.

    Sonra yeniden, bir başkası için doğuyormuş.

    Bu kez daha güçlü.

    Bu kez daha bilinçli.

    Bu kez daha cesur.

    Aptal cesaretine kadar yolu var.

    Yolun sonunda yeni anlamlar.

    Bir bir yükleniyormuş onlar.

    Yüklendikçe ağırlaşıyormuş insan.

    İki arada kalmak ne zormuş!

    Kaçamıyorsun;

    sağa koşsan birine,

    sola koşsan diğerine çarpıyormuşsun.

    İleri gitmeye korkuyor,

    geri gitmek için geç kalıyormuşsun.

    Yok olmak istiyormuşsun.

     


  4. Erospu.

    Bir Eros var evet.
    Ağzıma sıçtı, tamam.
    O oku götüme soktu,
    Görev tamam.
    Tamam mı?
    Dağılabilirsiniz şimdi.

     


  5. Takıntılaşsak da mı saklasak?

    İçinden geçip içime doluyor bir takım şeyler.

    Birbirimizde bu kadar çok şey bulmamız da bu sebepten bence.

    Bu kadar sık göz göze gelmemizin

    daha güzel bir açıklaması var mıdır sende?

    Bizden çok sevişiyor gözlerimiz.

    Görmeyince özlemem de bu sebepten.

    Sence?

    Ah nasıl isterdim,

    klavye yerine sana dokunmayı şimdi!

    Dokunarak anlatmayı hislerimi…

    Ya ben miyim her anı bu kadar çok düşünen?

    Yoksa anılar mıdır düşüme düşen?

    Anlar mısın her anımızdan bahsetsem?

    Garipser misin yoksa takıldığım detayları

    yüzüne söylesem?

    Takıldığıma takılacağın

    o kadar şey var ki aklımda…

    Takıntım mısın sen yoksa?

    Takılır mısın bunları açık açık söylesem?

    O kadar sorum varki sana,

    içimde biriken…

     


  6. Sesini açar mısın? Duymak istiyorum seni. Sesin bana çok yakından, en yakından gelsin istiyorum. En derin duygularınla bana yaklaşıp, kulağıma fısıldadıklarını hissetmek istiyorum.
     


  7. Çukura doğru.

    Doğru yoldayım bence.

    Herkesin doğrusu kendine.

    Herkes doğrulardan yana.

    Kimse eğri durmuyor ya zaten,

    ne ala!

    Adımlarım o kadar emin ki, 

    yolun sonundaki o çukura giderken. 

    Göz göre göre batmak bu galiba.

    Adım adım.

    Attıkça batmak bu.

    Çukur sadece toplumsal bir önyargıdan mı acaba,

    bu kadar karamsar gözüküyor dersin?

    Belki kendi içinde güzellikleri, 

    Anlatamadığı sırları,

    Atlatamadığı sorunları vardır.

    Benimle birlikte düşmeye ne dersin?

    Düşüp de düşünmeye.

    Düşünüp düşlemeye.

    Kimsenin bilmediği o yerde,

    Var mısın aşka gelmeye?

     


  8. Orda dur!

    Herkes kendine bir yer belirler, oraya ulaşmak için atar ya her adımını. Benim yerim orası. Oraya nasıl geldim bilmiyorum ama, O’nun yanı benim. Benim!

    Her şeyi bırakma sebebim, her şeyi bir kenara bırakıp huzur bulma sebebim. Sabaha kadar kalırım yanında, ama onunla uyuyamam ben. Uyursam bağlanırım. Bağlanmaktan çok korkarım. O kadar mutluyum ki, ileri bir adım daha atmaya korkarım bu yüzden. O kadar güzel ki, daha fazlasını görmek istemem. Görmedim yani daha önce hiç. Yüzleşmekten korkmam bu yüzden. Ne yapacağımı bilemem. Duygulara güvenmem. Mantık iyi. Sağlam kalırsa. Hesap yapmak önemli. Aşkın da bir matematiği var neticede. Var dimi?

    “Her şeye çok güzel diyorsun” diyorlar. Derler tabi. Her şey o kadar güzel ki, saklayamıyorum anlık optimistliklerimi. Onun yanında geçirdiğim her an güzel. Birlikte dinlediğimiz her müzik, hazırladığımız salata, yediğimiz yemek, yaptığımız kuş evi ne kadar basit de dursa bence en güzel. Ya onunla yaşadığım her an yazılmaya ne kadar değerse, bir o kadar kelimelere sığmayacak kadar güzel!

    Öyle güzel ki elleri, daha fazla dokunmasın istiyorum bazen. Yine korkumdan. Engellemeye çalışıyorum da anlamıyor bazen. Sesi o kadar güzel geliyor ki, bana anca susmak düşer. Susup dinlemek. Çok da dinlememek gerek gerçi. Sonra alışkanlık yapar. Duymasam özlerim, özlemeyeyim n’olur. O çok acı olur. Orada dur. N’olur bağlanmayayım adam sana, n’olur bir şeyler yap da haddimi bileyim azcık!

    Hakettiğin ben değilim…*
    Daha saf biri gerek sana. Ben senle olamam, hoş, bu da ben değilim ya. Kendimde değilim bu ara. Ben kimseyle bu kadar karışmadım, hiç bir adım sonrasını tahmin edemediğim olmadı. Şimdi bağlanmaktan korkuyorum. Bağlanmak ya! Sana bağlanmaktan korkan birinden çok daha iyisi gerek…

    Uyuyorum, bi’ uyanıyorum sabahın bir vakti. Yanımda. Mışıl mışıl uyuyor. Düşünüyorum yatakta durmuş onu seyrederken. Nasıl bir insan, sırf birinin yanında uyandığına bu kadar mutlu olur? Bu çok saçma değil mi? Görüyorsun, horul horul uyuyor adam. Ama sen ondan fazlasını, mutlu olacak yüzlerce sebebi görüyorsun o resimde. Bu neyin kafası arkadaş? Hop! Kaç romantik/dram ezberledin de bu raddeye geldin?

    O nerede acaba. O neler geçiriyor kim bilir aklından. O anda rüyasında kim bilir neler görüyor… İşte ben bunları düşünürken otokontrolüm devreye girdi (aman eksik olmasın), uyandırmadan şöyle bir öptüm usulca ve sessiz sessiz çıktım yola. Kapıyı kapamamla büyülü bir dünyadan gerçekliğe adım atmış gibi oldum. Bir gerçeklik var, bir de o kapının ardındakiler. Orada bir şey var. Yemin ederim var vallahi var! Rüzgar bana bir şeyler anlatmak istiyor herhalde. Ayıltacak illa. Çarp yüzüme be, tüm içtenliğimle çarparım ben de.

     


  9. Mantık hatası.

    Aslında her şey mümkün,

    imkansıza inanmam hariç.

    Mümkün değil çünkü imkansızlık,

    her şey mümkün işte, anlatabildim mi?

    Ama bazı şeyler var ki,

    onlar olamaz ya,

    olmamalı yani.

    Bu düşünceme göre “olamaz” diye bir beklenti olmamalı belki

    ama beklenmedik gelen şeye hayranlık duymam neden?

    Beklenmedik olan neden?

    Bekleyeceksin her şeyi.

    Her şeye hazır olacaksın!

    Hazırlıksız yakalanmayacaksın bir daha.

    Yakalansan da soğukkanlılığını koruyacaksın arkadaşım.

    Yaptığını beğendin mi?

    Hadi açık konuşalım.

    Ben banayız burada.

    Beğendin.

    Bayıldın.

    Gerizekalı.

    Mantığını yarı yolda bıraktın.

    Ya da kalp atışlarının ritmine

    o kadar uyumlu dans ettin ki,

    mantığın sana ayak uyduramadı

    ve seni yarı yolda bırakan bizzat o oldu.

    Gerizekalı!

    Başladığın gibi bitireceksin

    demedim mi ben sana,

    yarı yoldan dönmek ne,

    aciz misin nesin,

    duygularına yenik düşüyorsun?

    Şimdi ne yapacağını düşün bakalım kara kara.

    Ya da düşüncesizce dans etmeye devam et.

    Hadi durma göster kıvraklığını,

    iki büklüm olana dek ritimde kaybet kendini!

    Mantık seni çoktan terk etti…

     

  10. En sert ifademle, en kararlı adımlarımı atarken dönüp gidicem.

    Gitme de.